m

Mevlana


Hoşgörünün Çağrısı


The Call for Tolerance

13. yüzyılın büyük düşünürü Mevlana Celalleddin Rumi insanlığı barışa, hoşgörüye, buluşmaya davet ederken şöyle sesleniyordu:

“Yine gel, yine gel
Ne olursan ol yine gel
ister kafir, ister ateşe tapıcı,
ister putperest olsan da gel
Bizim bu dergahımız ümitsizlik dergahı değlldlr, Yüz kere tövbeni bozmuş da olsan yine gel!”

Çağrısı insan aklına ve ruhuna mistik bir yolculuğa açılıyordu. Dönüşü, aşkın, mutlak sevginin, hoşgörünün ve kavuşmanın vazgeçilemez, sonsuz arayışıydı. Bu büyük İslam düşünürü yüzyıllara yansıyan düşüncesinde sevginin birleştiriciliğini, yaşamın geçiciliğini ve aktarıcılığını vurgulamıştı. insanların, kim olursa olsun, köken, din, dil, ırk ayrımı olmaksızın eşltllğlnl, blrllktellğlnl yineleyerek yarattığı ütopyasında, güçlü ve derin bir inanç hakimdi. Aklın, ruhla ve gönülle buluşmasına davetini dansıyla ifade etti. Dansı, düşünsel içeriğini izleyicisine aktarmayı, onunla bütünleşebilmeyi ve zihinsel konsantrasyonu zirve noktasına çıkartan görsel bir şölendi. Zamanlar içinde bu büyük düşünürün dünyayı algılayışı, hoşgörüye daveti araştırmalara konu oldu; sanat, felsefe, bilim alanlarında üzerine çok sayıda yapıtlar tamamlandı, sözler söylendi. Farklı bakış açılarıyla irdelenen felsefesi sürekli bir güncellik kazandı. Dünyanın birçok ülkesinde düşünce tarihçileri, kültür araştırmacıları için özgün bir inceleme konusu olageldi. 2007 yılı, Birleşmiş Milletlerin eğitim, bilim ve kültür örgütlenmesi kurumu UNESCO tarafından Mevlana Yılı olarak ilan edilmiş, bu çerçevede çeşitli etkinlikler, sergiler düzenlenmiş, kitaplar yayımlanmıştır. Ülkemiz gibi binyılların kültür izlerini taşıyan bir coğrafya için Mevlana’nın düşüncesi, yaşama ve dünyaya bakışı belki her yerde olduğundan daha fazla anlam taşıyor. Doğu ile batının buluştuğu ve ayrıldığı bu kesişme ve sentez noktasında, geçmişine her geçen gün araştırmalarla yeni zenginlikler eklenen bu eşsiz kültür coğrafyasında Mevlana’nın çoğulculuğa, hoşgörüye ve yeniden yaratmaya çağrısı birçok sanat/bilim alanı için esin kaynağıdır. Yüzyıllar boyunca kültürlerin izlerini, sadece somut değil soyut değerler olarak da çözümlerken ondan yansımalar bulabilmek, hissedebilmek mümkündür. Yeni binyılın başında özellikle çağımızın çok yönlü gelişen iletişim olanaklarının bir diğer taraftan tetiklediği ‘iletişim’ sorunları karşısında Mevlana’nın bu buluşma çağrısına tasarımcı olarak bakarak bir şeyler söyleyebilmekti amacım. Sergide yer verilen objeleri, onun düşüncelerini simgeleştirdiği dansından, yaşamı karşılayan duruşundan soyutlamalar olarak algılamak olanaklı. Eserleri tasarlarken, düşünürün, formların içinde gizlenmiş hikayelerini çağdaş bir dille aktarmaya çalıştım. Onun, geçmiş bir yüzyıla ait olarak değil de, zaman ötesine ait olarak gördüğüm kavrayışını, insanı kabulünü, düşünsel yapıcılığını bugünün yaşamında ve ilişkilerinde temel bir araç olarak gördüğümü belirtmeliyim. Bu inançla bir düşünürün özgün, çoksesli barış çağrısını, yaşamın uçucu duruşunu çağdaş tasarıma aktarmanın kendi adıma mutluluk verici olduğunu söyleyebilirim.
Günümüz insanı için ne denli anlam taşıdığını duyumsayarak, hoşgörüyü ve çok sesliliği bir tasarım objesine dönüştürebilme, bir an için kalıcı kılabilme niyetinde oldu çalışmalarım. Yüzyıllara yayılan bir çağrının üzerinde çağdaş malzeme ve tekniklerle yeniden düşünürken, onun mesajlarını bugünün mekanında anımsatabilmeyi, gençlere hissettirebilmeyi hayal ettim.

Babür Kerim lncedayı

 

The great thinker of the 13th century, Mevlana Celalleddin Rumi, called out to humanity for peace, tolerance and gathering.

“Come again, come again
Come again no matter what you are
Come, you may be faithless, worshiper of fire or pagan Our dervish convent Is not one of hopelessness, Come, even If you have disrupted your foreswears for a hundred times!”

His call was an opening to the human mind and soul as well as to a mystic journey. Mevlana’s twirling dance was an endless search for love, absolute affection, tolerance and convergence this great Islamic thinker emphasized love’s unifying quality and life’s impermanence in his thought. In his created utopia there was a dominate belief of the equality of all people. He believed In the equality of humankind regardless of who they were their origin, religion, language and race. He expressed the unification of mind, soul and heart through his dance. His dance was a visual feast conveying his beliefs to spectators and uniting him with his audience and bringing mental concentration to the maximum. As time went by, this great thinker’s perception of the world and his call for tolerance became the topic of much research, in fact, many Works have been completed in the area of art, philosophy and science and as well many words have been spoken about him. His philosophy was scrutinized by different point of views and grew stronger through time. He became a unique examination topic by historians and culture researchers from many different countries. The year 2007 was announced to be ‘the Year of Mevlana’ by United Nation’s Education, Science and Culture Organization, UNESCO, and thus many activities and exhibitions have been arranged and many books have been published about him. For a country like ours, with traces of thousands of years’ culture, Mevlana’s thinking, his way of living and his way of looking at the world has greater meaning than anywhere else. At this interception and synthesis point where east and west meet and with this unmatched cultural geography, Mevlana’s call for pluralism, tolerance and re-creation is the inspiration source for many works in the area of arts/sciences. As a designer, my purpose was to say a few things about Mevlana’s call for tolerance by looking at the ‘communication’ issues which are triggered by the versatile communication opportunities that are available today. It is possible to perceive the objects in the exhibition as abstract figures from his dance which symbolizes his thoughts and his stance on life. When I designed the works, I tried to convey the hidden stories of the thinker with a contemporary language. I should mention that I saw his outlook and acceptance of humankind, as timeless and as providing fundamental tools for today’s world and not at all as belonging to a past century.

With this belief, I can say that it is a breath of fresh air for me to convey a thinker’s unique, polyphonic call, and life’s volatile stance to contemporary designs. My Works had the intention of converting tolerance into a design object by sensing the meaning it carries for humanity and to have the same lasting impression. When thinking about a call expanding through the centuries with contemporary material and techniques, it was my dream of enable today’s youth to feel his message.

Babür Kerim lncedayı

 
Katalog | Catalog